Sema Törenleri

Sema Törenleri

1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından, Sema geleneğinin zamanla unutulmaya yüz tuttuğu bilinmektedir. Ancak 1950’li yıllardan itibaren Konya’da Hz. Mevlânâ’yı anma törenlerinin yeniden başlamasıyla birlikte, sema geleneği tekrar canlandırılmıştır. Bu dönemde yeterli sayıda semazen bulunmadığından, Afyonkarahisar’daki semazenler Konya’daki törenlere davet edilmiştir. Afyonkarahisar’da Hüsrev Çelebi ve Arif Çelebi’nin evlerinde sürdürülen sema meşkleri sayesinde bu gelenek tamamen kesintiye uğramamış, sonraki yıllarda da aktif bir şekilde devam etmiştir. Bu süreçte Feyzi Halacı’nın öncülüğünde düzenlenen anma programları, Afyonkarahisar Mevlevîleri ve semazenlerinin katkılarıyla daha da zenginleşmiştir. Özellikle Neyzen Kemal Bayık ve arkadaşlarından oluşan sema heyetinin Konya’daki törenlere katılımı, Afyonkarahisar Mevlevî geleneğinin yaşatılması açısından önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde de Rıza Sarı, Ahmet Abay, Zahit Sagun, Kemal Alpergül, Bekir Alpergül, Senih Bayık ve İhsan Sami Doğan gibi isimler, Afyonkarahisar’dan Konya’daki sema törenlerine katkı sunan önemli temsilciler arasında yer almaktadır.

Şeb-i Arûs törenleri, 17 Aralık’ta Hz. Mevlânâ’nın anıldığı uluslararası bir kültür etkinliği olarak günümüzde de devam etmektedir. Sema ayini ise 2008 yılında UNESCO tarafından “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası” olarak kabul edilmiştir ve bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından titizlikle korunmaktadır.1950’lerden 1960’ların sonlarına kadar Afyonkarahisar’da da her yıl 17 Aralık’ta Şeb-i Arûs törenlerinin düzenlendiği, bu etkinliklerde Abdülbaki Gölpınarlı gibi önemli isimlerin yer aldığı bilinmektedir. Söz konusu törenler, Hüsrev Çelebi ve Arif Çelebi’nin öncülüğünde gerçekleştirilmiştir. Bu bilgiler, dönem fotoğrafları ve yazılı belgelerle desteklenmektedir. O dönemde kullanılan sema kıyafetleri günümüzde Afyonkarahisar Mevlevihane’si Müzesi’nde sergilenmektedir. Tennure, hırka, destegül ve elif-nemede gibi özel isimler taşıyan bu kıyafetler, Mevlevî geleneğinin önemli sembolleri arasında yer alır.